25 KASIM KADINA KARŞI ŞİDDETLE MÜCADELE GÜNÜ
Şiddet, eril olanın tarih boyunca kadını kontrol
etmek adına kullandığı gücün bir göstergesidir. Tüm dünyada binlerce hatta
yüzlerce kadın her gün şiddetin ve baskının birçok formunu tecrübe ediyor.
Şiddet
kavramı dendiğinde birçok kültürde akla gelen ilk form fiziksel şiddettir. Ne
var ki şiddet kavramı sadece fiziksel olanla sınırlı değildir. Sözlü taciz,
hakaret söylemleri duygusal şiddetin, bir bireyin rızası olmadan gerçekleşen
her türlü cinsel beraberlik, kürtaj yasakları cinsel şiddetin, bireyleri dini gelenekler
doğrultusunda baskılamak dinsel şiddetin, bir bireyi yoksullaşmaya maruz
bırakmak (çalışma hakkının herhangi bir ayrımcılıkla elinden alınması,
özellikle kadınların eşit ücretten yararlanamaması vb.) ekonomik şiddetin en
temel örnekleridir.
Bu
sebeble şiddetin tüm formları ile mücadele edebilmek adına Birleşmiş
Milletler(BM) tarafından 25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü olarak
ilan edilmiştir ve tüm dünyada kadınlar evde, iş yaşamında ve sokaktaki şiddeti
protesto etmektedir. Bizler Türkiye’de kadına
karşı şiddetle mücadelenin cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle
mücadeleden geçtiğini biliyoruz. Bu nedenle şiddeti tüm boyutlarıyla ele almak
gerekliliğini vurgulayan İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için çalışmalarımıza
devam ediyoruz. Görünen o ki, gidecek çok yolumuz atılacak çok adımımız var ve
bu yolda elimizdeki mücadele araçlarını da korumalıyız.
ÖZGECAN
ASLAN, HELİN PALANDÖKEN, MÜNEVVER KARABULUT, HANDE KADER, EDİBE DEMİRBİLEK,
ŞEKER BUSE, DİLEK DOĞAN, ESRA ATEŞ VE BUGÜNE KADAR YAŞAM HAKLARI
ELİNDEN ALINAN BİNLERCE ,YÜZLERCE TÜM KADIN BİREYLERE SAYGILARIMIZLA…
YERYÜZÜ
KALKINMA KOOPERATİFİ